Harran

Gap ile tarımın, Göbeklitepe, höyükler ve kümbet evleri ile turizmin merkezi

Harran ile Şanlıurfa’nın bulunduğu topraklar Peygamberler Şehri olarak bilinirdi. Son arkeolojik bulgular insanlık tarihinin de burada başladığını gösterdi.

Harran, insanoğlunun göçebelikten yerleşik hayata geçtiği merkezlerden biri. Harran’ı hilal şeklinde çevreleyen Göbeklitepe, Hamzantepe, Karahantepe, Sefertepe ve Balıklıgöl’ün yanı başındaki Yenimahalle, günümüzden 12.000 yıl önce insanların yaşadığı, mağara yerleşimlerinin de yer aldığı önemli bir yerleşim merkezi.

Harran, dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu başkent. Mezopotamya’nın kuzey bölümünde, Şanlıurfa ile Suriye toprakları arasında, Harran Ovası’nın merkezinde yer alıyor.

Harran tarihi, Elbe tabletlerinden dolayı 3 bin yıl öncesinden başlatılıyorduç Harran Ovası’nda yeni bulunan çoğu höyük 208 yerleşim birimi bu tarihi 9 bin yıl öncesine, Göbeklitepe ise 12 bin yıl öncesine götürdü. Harran ve çevresindeki mağaralarda bugün artık insanlığın ilk mimarlık ve resim sanatı örnekleri görülebiliyor.

Göbeklitepe’de 12 bin yıl öncesine ait dünyanın ilk tapınağının bulunması ile birlikte bölgenin insanlığın başladığı inanç ve medeniyet merkezi olduğu gerçeği bilimsel olarak da kanıtlandı. Harran ve Şanlıurfa, Göbeklitepe gerçeği ile birlikte artık, Mısır Piramitlerine rakip konuma geldi.

Göbeklitepe’nin bulunması, dünya tarihi açısından önemli bir ezberi de bozdu. Dünya tarihi yazılırken insanlığın önce avcılık, sonra tarım ve yerleşik hayat, daha sonra dinle tanıştığı vurgulanıyordu. Göbeklitepe ile birlikte mukaddes kitaplarda yazılan insanoğlunun yaradılışı ile birlikte dinle tanıştığı gerçeği artık bilimsel olarak da kayıtlara geçirildi.

Göbeklitepe’nin özelliği, bir yerleşim merkezi değil, geniş bir ibadet alanı olarak inşa edilmiş olması. Bu dönemde 15 tonluk taşlar taşınarak işlenmiş ve labirent şeklinde mabetler yapılmış… Bu mabetlerden 4’ü gün yüzüne çıkarıldı.

Göbeklitepe’nin özelliği, insanların yaşadığı bir yerleşim merkezi değil, çok geniş bir ibadet alanı olarak tasarlanıp inşa edilmiş olması. Tekerliğin henüz keşfedilmediği bir dönemde 15 tonluk taşlar taşınarak işlenmiş ve labirent şeklinde mabetler yapılmış… Yaklaşık bin yıllık bir zaman diliminde yapılan bu mabetler topluluğunun olduğu gibi toprağın altına gömülmüş olması ise gizemini koruyor…

Mabetlerin Nuh Tufanı’nda mı, yoksa sonraki asırlarda büyük bir depremle mi toprağa gömüldüğü araştırılıyor. Bir diğer tahmin ise bizzat tapınakları yapanları gömmüş olması ihtimali…

1963 yılında keşfedilen, 1996 yılından beri Şanlıurfa Müze Müdürlüğü yönetiminde Alman Arkeoloji Enstitüsü ile birlikte kazılar yapılan Göbeklitepe’de şimdiye kadar 20 tapınak tespit edildi ve bunlardan dördü kazılarak ortaya çıkarıldı. Bu hızla devam etmesi durumunda Göbeklitepe 70 yıl daha kazılacak.

Harran ismi Sümer ve Akat dillerinde ‘seyahat’ ve ‘kervan’ anlamına geliyor. Bu da Harran’ın ‘birleşen yolların’ kavşağında olmasından kaynaklanıyor. Harran sadece yolların değil, medeniyetlerin doğduğu ve kültürlerin buluştuğu merkez.

Harran isminin tarihi o kadar eski ki, Milattan Önce 2.250 yılında yazılan kil tabletlerde bile Harran ismi okunabiliyor. Şehir, Miladi 639 yılında İslamiyet’le tanıştıktan sonra kısa sürede önemli bir kültür merkezine dönüşmüş. Emevi İslam Halifesi II. Mervan’ın 744 yılında başkenti Şam’dan Harran’a taşıması ile dünyanın en önemli bilim ve kültür merkezi ortaya çıkmış. Burada Emeviler’in kurduğu Harran Üniversitesinde üst düzeyde din, astronomi, tıp, matematik ve felsefe eğitimi verilmiş. Selçuklu İmparatorluğu’na katılmasından sonra da şehir önemini sürdürmüş. Ta ki Moğollara kadar… Moğolların ilme, insana ve insanlığa vurduğu darbeden Bağdat gibi Harran da nasibini almış ve suskunluğa bürünmüş. Memlüklerin Moğolları yenmesi ile kendine gelen Harran’ın, Osmanlı İmparatorluğu’na katılması Yavuz Sultan Selim’in 1571 yılındaki Mısır Seferi ile olmuş.

Harran Kümbet Evleri

Harran’ın alamet-i farikası, koni yahut kümbet şeklindeki toprak evleri 3.000 yıllık Mezopotamya kültürünün sembolleridir.

Harran’la özdeşleşen kümbet evlerin (konik evler ) büyük çoğunluğu halen kullanılıyor. Harran çöl, ağaç bulunmuyor. Topraktan yapılan pişmiş tuğlanın da bol olması, orijinal kümbet evler mimarisini ortaya çıkarmış. Evlerin yüksekliği, konik külahları ile birlikte yaklaşık 5 metre civarında. Harran evlerinin en önemli özelliği ise pişmiş topraktan yapıldıkları için bölgedeki iklime uygun olarak yazın serin, kışın sıcak tutması…

Harran Kalesi

Tarihte medeniyetlerin doğup yayıldığı Harran’dan günümüze, o günkü ihtişamı hatırlatan çok az eser kalmış.

Son Emevi İslam Halifesi II. Mervan’ın, Hilafet merkezini Şam’dan Harran’a taşıdığı, 10 milyonda dirhem altın harcayarak Sin Tapınağı’nın bulunduğu yere dev bir saray ve kale yaptırdığını tarihi kayıtlardan öğreniyoruz. Dört köşesinde kuleler bulunan günümüzdeki üç katlı, 150 odalı iç kalenin bu sarayın merkezi olduğu tahmin ediliyor.

Emeviler döneminde başkent Harran’ın merkezine altı ana kapıdan giriliyordu. Bugün bu kapılardan sadece Halep Kapısı ayakta. Kapı üstündeki 588 (1.192) tarihli kitabede Selahaddin Eyyûbi’nin kardeşi Melik el- Adil’in ismi yazılı.

Geçmişin ihtişamından günümüze ulaşanlar ise Harran Ulu Camii kalıntıları, caminin muhteşem minaresi ile şehrin etrafını saran 137 burcu ile 4 kilometre uzunluğundaki surlar. Bu muhteşem surların günümüze çok az kısmı ulaşmış. Harran Kalesi, Ulu Camii ve Harran Üniversitesi, şehrin yakınlarındaki Bozdağ Mağaralarından kesilen taşlarla yapılmış Taşçılık o kadar düzenli ve mükemmel yapılmış ki taş kesilen iki dev mağarada çok sayıda meydan, tünel ve galeriler oluşturulmuş.

Emeviler döneminde başkent Harran’ın merkezine altı ana kapıdan giriliyordu. Bugün bu kapılardan sadece Halep Kapısı ayakta. Kapı üstündeki kitabesinde 1192 tarihi okunuyor.

Dört köşesinde kuleler bulunan üç katlı, 150 odalı Harran iç kalesinin II. Mervan’ın yaptırdığı sarayın merkezi olduğu tahmin ediliyor.

9 Bin yıllık höyükler

1983’ten beri Harran Ovası’nda yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarında 9 bin yıl öncesine kadar uzanan çoğu höyük 208 eski yerleşim merkezi tespit edildi. Arkeolog Dr. Nurettin Yardımcı başkanlığında 2003 yılından bu yana höyüklerde yapılan kazı çalışmalarında Tunç devrine ait figürler, Milattan Önce 6-7 bin yılına ait çivi yazılı pişmiş topraklar tabletler bulundu. Kazılarda bulunan eserler Şanlıurfa’da açılan müzelerde sergileniyor.

Harran Üniversitesi

Harran, dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden “Harran Ekolü”nün merkezidir. Felsefe tarihini incelediğimizde “Harran Felsefe Ekolü” ve “ Urfa (Edessa) Felsefe Ekolü” olarak ortaya çıkan iki düşünce mektebini görüyoruz. Harran, ünlü tıp ve matematik tıp bilgini Sâbit bin Kurrâ’nın; dünyadan aya olan uzaklığı ilk olarak doğru hesaplayan ünlü astronomi bilgini El-Battanî’nin; atomun ve cebir ilminin mucidi sayılan Cabir bin Hayyan’ın yetiştiği şehirdir.

Harran Ulu Cami

Eyyubiler ve Selçuklular zamanı, Harran’ın altın çağını yaşadığı dönem. Şehircilik, sanat ve teknik o dönemde doruk noktasına ulaşmış. Son dönemdeki kazılar, Emeviler dönemine ait şehir kalıntılarını da ortaya çıkardı. Bu mimari yapılar, dar sokaklara açılan bitişik nizamlı ve avluya açılan odaları bulunan dikdörtgen ve kare planlı evlerden oluşuyor. Mimarlar, bu kalıntılar gelişmiş bir şehir plancılığını uygulayan yüksek bir medeniyetin eserleri olarak tanımlıyorlar.

İslam Devri’nin önemli eserlerinden olan Ulu Camii veya Cennet Camii, Harran höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alıyor. Caminin doğu cephesi, mihrabı, şadırvanı ve minaresinin büyük bir bölümü günümüze ulaşmayı başarmış. Türkiye’de İslam mimarisi ile yapılmış en eski cami olan Harran Ulu Camii’ni, MS. 744 – 750 tarihleri arasında Halife II. Mervan yaptırmış. Ulu Camii 104 * 107 metre ebadında bir alanı kaplıyor. Cami minaresinin zaman içinde yok olan ahşap merdivenleri, aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Ulu Camii’nin 33.30 metre yüksekliğindeki 105 basamaklı minaresi geçmişteki ihtişamı günümüze taşıyor.

Yazı & Fotoğraf: Ali İhsan Gülcü


Blog Kategorilerimiz

Turing Kültür Sanat YouTube Kanalı

Turing Kültür Sanat YouTube Kanalı
crosschevron-down